14 Aralık 2010 Salı
"okumak görmektir, sadece görüneni değil, sisler arkasında gizleneni de görebilmektir. okumak bakmaktır. yukarıdan bakabilmek. bütünü görebilmektir" bencil sadece bir noktadan bakmakla yetindiği için yorulmaz, hırpalanmaz, zorlanmaz. oysa okumaya çalışanlar, sürekli dışarıdan, bütününü görebilmek için, başka yerlerden baabilmek için yorulur, uğraşır ve yıpranırlar. birileri yol alırken birileri neden yol alamadığını düşünür. hangisi daha iyi bilemem...
13 Aralık 2010 Pazartesi
10 Aralık 2010 Cuma
sen bana birini android!
bu soğuk cuma gecesinde karşılaştığım bu kesit bana eski güzel zamanları hatırlattı. ardından kafamda açılan dosyadan çıkan şu nadide işin sizlerde de aynı duyguyu uyandıracağından eminim.daha fazla arama sonucu için: bkz. "lazım olur" dosyası...resim 1:)
bu üretimi yapmanın kaçınılmaz ağırlığı altında, paftadan zevk almaya baktığınızı görmek ne güzel.temennim odur ki bu zor zamanlarda gececek..birinin de dediği gibi sen yanmasan ben yan masa..
9 Aralık 2010 Perşembe
4 Aralık 2010 Cumartesi
ne zaman gidelim?
http://afiyetbalseker.blogspot.com/2010_05_01_archive.html
Karaköy Lokantası
05 Mayıs 2009
...
Örneğin Ermeni mezesi topik burada çok sıradan. Kabuğu kalın ve içi hamur gibi.
Humus da başarılı değil. Tahminim sıfırdan hazırlamak yerine hazır ve fabrikasyon malzeme kullanıldığı. Tarama da vasatın altı. Balık yumurtası ve limonu az. Mayonez kullanılmış yapımında.
Balık pastırma akya balığındanmış. Belki, Bodrum’da hazırlandığı gibi marine edilse lezzeti kaybolmaz. Füme ahtapot değişik ve rakı ile uyumlu bir lezzet.
Eğer daha ağır ağır tütsülense belki lezzet nüansları bu kadar kaybolmaz. Paçanga böreğinin peyniri ve pastırması bol ama dışı biraz hamur. Herhalde yeterli sıcaklıkta kızarmamış ya da aceleye gelmiş. Yaprak ciğer vasat üstü. Güzel temizlenmiş ve bu kıvamında kızarmış.Kuzu şiş başarılı. Et pamuk gibi ve içi pembe kalmış.
Kaymaklı ayva tatlıları da belli bir standardı tutturuyor. Gönül böyle bir yerin yemeğe daha özen gösteresini istiyor.
Öte yandan fiyatlar makul ve lokanta dolu. ...
Örneğin Ermeni mezesi topik burada çok sıradan. Kabuğu kalın ve içi hamur gibi.
Humus da başarılı değil. Tahminim sıfırdan hazırlamak yerine hazır ve fabrikasyon malzeme kullanıldığı. Tarama da vasatın altı. Balık yumurtası ve limonu az. Mayonez kullanılmış yapımında.
Balık pastırma akya balığındanmış. Belki, Bodrum’da hazırlandığı gibi marine edilse lezzeti kaybolmaz. Füme ahtapot değişik ve rakı ile uyumlu bir lezzet.
Eğer daha ağır ağır tütsülense belki lezzet nüansları bu kadar kaybolmaz. Paçanga böreğinin peyniri ve pastırması bol ama dışı biraz hamur. Herhalde yeterli sıcaklıkta kızarmamış ya da aceleye gelmiş. Yaprak ciğer vasat üstü. Güzel temizlenmiş ve bu kıvamında kızarmış.Kuzu şiş başarılı. Et pamuk gibi ve içi pembe kalmış.
Kaymaklı ayva tatlıları da belli bir standardı tutturuyor. Gönül böyle bir yerin yemeğe daha özen gösteresini istiyor.
Öte yandan fiyatlar makul ve lokanta dolu. ...
vedat milor
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1090787
2 Aralık 2010 Perşembe
Yere Düşen Dualar
Sema kuşu Merküt'e bir kam duası:
- Gök kuşları beş Merküt,
- tırnakları bakırdan
- Ayın tırnağı bakırdan,
- Ayın gagası buzdan
- Geniş kanatları muhteşem hareketli.
- Uzun kuyrukları yelpaze gibi
- Sol kanadı ayı örter. Sağ kanadı güneşi
- Ey dokuz kartalın anası! Yayığı geçerken şaşmaz
- İdil üstünde yorulmez, Öterek gel sen bana!
- Oynayarak gel sen sağ gözüme! Sağ omzumun üstüne kon.
biraz umut
Sene 2010. Mimarlık dünyası büyük bir buhranın içerisindeydi. Büyük bir kaç firma (özellikle bunlara firma denmeli yoksa çünkü mimarlığın atölyesel ve sanatsal ortamından bağımsız bir iş yapıyorlar) ve mimarlıkla pek de alakası olmayan, fakat zamanın "görünürlük" kuralını içi boş bir biçimde dibine kadar becerebilen ufak imajlar piyasayı ele geçirmişti.
Gençlere yer yoktu. Genç fikirlerin değeri saatte 7tl ya da ayda 1500 tl ile fiyatlandırılmış, hatta fikri değil teknik çizim kabiliyeti tarifelendirilmişti.
Bir yerlerden küçük isyanlar işitilir gibi oluyordu, fakat henüz hiçbiri net olarak duyulmamıştı.
İnsanlar "ne yapalım bu düzen böyle" demeye programlı beyinlerinde "başka bir şey olmalı" umudunu bir türlü evcilleştiremiyorlardı.
Ama bir pazar deniz kenarında birileri hala "biraz umut" olduğunu birbirlerine itiraf edebildiler.
ve bugün şu linki attı doruk. olum çok güzel site. hala birileri sevdiği ve yapmak istediği için yapıyor bu işi.
http://www.pattu.net/
Gençlere yer yoktu. Genç fikirlerin değeri saatte 7tl ya da ayda 1500 tl ile fiyatlandırılmış, hatta fikri değil teknik çizim kabiliyeti tarifelendirilmişti.
Bir yerlerden küçük isyanlar işitilir gibi oluyordu, fakat henüz hiçbiri net olarak duyulmamıştı.
İnsanlar "ne yapalım bu düzen böyle" demeye programlı beyinlerinde "başka bir şey olmalı" umudunu bir türlü evcilleştiremiyorlardı.
Ama bir pazar deniz kenarında birileri hala "biraz umut" olduğunu birbirlerine itiraf edebildiler.
ve bugün şu linki attı doruk. olum çok güzel site. hala birileri sevdiği ve yapmak istediği için yapıyor bu işi.
http://www.pattu.net/
Some Little Research
1Date: "Cabotage" was first used in popular English literature: sometime before 1793.
Etymology: Cabotage \Cab"o*tage\, noun. [French expression cabotage, from caboter to sail along the coast; compage to the Spanish expression cabo cape.]
2

CABO spanish
cabo masculine noun 1. rope (cuerda)
2. corporal (military) cabo primero -> = military rank between corporal and sergeant
3. cape (geography) el cabo de Buena Esperanza -> the cape of Good Hope
4. bit, piece (trozo) ; stub, stump (trozo final) ; end (de cuerda)
5. (expresiones) al fin y al cabo -> after all atar cabos -> to put two and two together cabo suelto -> loose end no dejar ningún cabo suelto -> to tie up all the loose ends de cabo a rabo -> from beginning to end estar al cabo de la calle -> to be well-informed llevar algo a cabo -> to carry something out al cabo de prepositional phrase
1. after (después de) al cabo de una semana -> after a week, a week later
2. corporal (military) cabo primero -> = military rank between corporal and sergeant
3. cape (geography) el cabo de Buena Esperanza -> the cape of Good Hope
4. bit, piece (trozo) ; stub, stump (trozo final) ; end (de cuerda)
5. (expresiones) al fin y al cabo -> after all atar cabos -> to put two and two together cabo suelto -> loose end no dejar ningún cabo suelto -> to tie up all the loose ends de cabo a rabo -> from beginning to end estar al cabo de la calle -> to be well-informed llevar algo a cabo -> to carry something out al cabo de prepositional phrase
1. after (después de) al cabo de una semana -> after a week, a week later
3

CABOTER french
[kabɔte] verbe intransitif [généralement] to sail out to ply along the coast[ne pas s'éloigner] to hug the shore
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



